Marka Hukukunda Mutlak Red Nedenleri

Vergi Hukuku’nda Değerleme ve Esasları
19 Aralık 2018
Tümünü Göster

Marka Hukukunda Mutlak Red Nedenleri

MARKA HUKUKUNDA MUTLAK RED NEDENLERİ

Stj. Av.  Sabit TURGUT

Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarar. Türk Hukuku’nda markalar konusundaki güncel, temel düzenleme 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmıştır. Marka KHK md.5’e göre marka ayırt edici olma özelliğini haiz kişi adları dâhil özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işarettir. Markalar çok uzun zamandan beri üreticiler ve tacirler tarafından, ürettikleri ya da sattıkları malların kendilerine ait olduğunu göstermek ve diğer mallardan ayırmak için kullanılmaktadır.[1]Roma Devrinde çömlekçilikte çömleklerin üstüne çömleği yapan çömlekçinin adının kazınması ya da kabartma olarak kullanılması adettendi.[2]İngiltere’de ise ticari markalar 13.yy’dan beri ticarette kullanılmaktadır.[3]

Markaya konu olacak işaretlerin seçiminde serbestlik bulunmaktadır. Ancak bu serbestinin bazen kamu hukukundan doğan, bazen ise özel hukuk ilişkilerinin gerekli kıldığı kısıtlamalara tabi tutulması kaçınılmazdır. İşte bu sınırlamalar mutlak ve nispi ret sebepleri başlıkları altında Marka KHK Md. 7 ve 8 kapsamında ele alınmıştır.

1.MUTLAK RED NEDENLERİ

1.1. Genel Olarak

Mutlak ret nedenleri 556 sayılı KHK m.7’de düzenlenmiştir. Bu nedenler, işaretin marka oluşturma niteliğiyle sıkı sıkıya bağlıdır. Mutlak ret nedenleri arasında sayılan işaretler, üzerlerinde bir başkasının hakkı olduğu gerekçesiyle değil nitelik ve özellikleri itibariyle herkese kapalı işaretlerdir.[4]Bu nedenler, herhangi bir ayırt etme gücü olmayan ve ticaret alanında herkesin kullanımına açık tutulması gereken işaretler ile halkı yanıltıcı, kamudüzenine, toplumun dini değerlerine ve nihayet genel ahlaka aykırı düşen işaretlerin marka olarak tescil edilmesini önleme amacı gütmektedir. Bu nitelikleri sebebiyle mutlak ret nedenleri doğrudan toplumun genel menfaatleri ile ilgili olup, işaretin niteliğinden kaynaklanan bu itirazlardan feragat edilemez.[5]

Markanın ayırt etme fonksiyonunu icra edebilmesi, işaretin mal ya da hizmetle ilgili hukuki işlemin (satış gibi) yapılmasından önce algılanabilir nitelikte olmasına bağlıdır.[6]

Mutlak ret nedenleri, TPE tarafından kendiliğinden dikkate alınır (m.32). Bunlardan herhangi birinin varlığı halinde, marka başvurusu TPE tarafından reddedilir. Sayılan nedenler sınırlı olup, örnekseme yoluyla genişletilemez.[7]

Kararnamede mutlak ret nedeni sayılan haller ile bunlara ilişkin istisnai düzenlemeler şunlardır (Marka KHK m.7):

    Madde 7 – Aşağıda yazılı işaretler marka olarak tescil edilemez:

  1. a) 5 inci madde kapsamına girmeyen işaretler,
  2. b) (Değişik bent: 22/06/2004 – 5194 S.K./13. Md.) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markalar,
  3. c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar.
  4. d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar,
  5. e) Malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan şeklini veya bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan, kendine malın şeklini veya mala asli değerini veren şekli içeren işaretler,
  6. f) Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar,
  7. g) Yetkili mercilerden kullanmak için izin alınmamış ve dolayısıyla Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesine göre reddedilecek markalar,
  8. h) Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, tarihi, kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği diğer armalar, amblemler veya nişanları içeren markalar,

    ı) Sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesine göre tanınmış markalar,

  1. j) Dini değerleri ve sembolleri içeren markalar,
  2. k) Kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı markalar.

    (Değişik fıkra: 22/06/2004 – 5194 S.K./13. Md.) Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise (a), (c) ve (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.

1.2. Ayırt Edici Olmadığı İçin Marka Olamayacak İşaretler

Öncelikle, marka olamayacak bir işaret için tescil başvurusu mutlak ret nedeni sayılır. 556 sayılı KHK’nın ufku geniş olduğu ve “çizimle görüntülenebilen veya benzer şekilde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen” her türlü işareti içerebilmekle, marka olamayacak işaretler sınırlıdır.

Yargıtay 11. HD. E.1999/6866, K.1999/9075 “ünlü bir yabancı sigara mamulünün ambalajında kullanılan, dikdörtgen biçiminde üst yarıdan sonra kapaklı, kızıl-kahverengi karışımı olan bu şekil ve özel rengin, bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan niteliği taşıdığının kabulü gerekir” denilmiştir.

Hangi mal ve hizmetlerin aynı veya benzer nitelikte oldukları, kural olarak Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’e bakılarak belirlenebilir. Bununla birlikte bu sınıflandırma mutlak değildir. Dolayısıyla, bazen farklı sınıflar içerisinde yer alan mal veya hizmetler aynı veya benzer nitelikte; bazen de aynı sınıf içerisindeki bazı mal veya hizmetler farklı nitelikte değerlendirilebilir.[8]Yargıtay’a göre farklı alt sınıflarda yer alsalar dahi, bazı kriterlerin gerçekleşmesi halinde mal veya hizmetler aynı veya benzer nitelikte kabul edilmelidir. Bu kriterler;

  1. Piyasa anlayışı,
  2. Benzer alıcı çevresine hitap etmeleri,
  • Benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmaları,
  1. Son kullanıcıları,
  2. Birbiri yerine ikame edilebilme ile rekabet etme olanaklarının bulunması,
  3. Kullanım amaçları,
  • Birinin diğerini tamamlama imkânının olması,
  • Dağıtım kanallarının ortak olması,
  1. Kullanım yöntemleri,
  2. Ve nihayet hedeflenen halk kesimleridir.

Yargıtay bu kriterlerin söz konusu olduğu durumlarda müşteri çevrelerinin kesişeceği ve karışıklık meydana geleceğini kabul etmektedir.[9]

Ayrıca Türk marka hukukunda renkler tek başlarına marka olarak tescil edilemezler[10]. Buna karşın Avrupa Topluluğu Adalet Divanı, rengin ayırt edici niteliğe sahip olması ve uluslararası tanınırlığa sahip bir renk kodu olarak belirtilmesi şartı ile marka olarak tescil ettirilebileceğini kabul etmektedir[11]. Lâfzî markaların yanında renk tescil edilmiş ise bu durum renk üzerinde marka hakkı kurmaz, aynı renk başka unsurlarla başka markalarda kullanılabilir[12]. Ancak WIPO tarafından renk kombinasyonları tescil edilebilir sayılmıştır. Türkiye de TRIPS md.15 gereği bu hususu kabul etmiştir. Yargıtay da “NIVEA” kararında[13]dikdörtgen unsurlu ve gri, beyaz, lacivert renklerle ayırt edilebilir bir şekil markası”oluştuğunu kabul etmiştir.

Sözcük dizilerinden ibaret olan sloganlar da marka olarak tescil edilebilir. Buna örnek olarak “dünyanın aromasıyla birleşen” anlamındaki “Get Connected To The Flavour” sloganı verilebilir[14].

1.3. Yanıltıcı İşaretler

Mal ve hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar tescil edilemez. İşaretin, vasat (orta yeteneğe sahip) alıcıları olup olmadığı re’sen TPE tarafından incelenir. Tescil başvurusunun reddi için işaretin halkı yanıltıcı nitelikte olması yeterlidir. Bu konuda, ayrıca başvuru sahibinin yanıltma, aldatma kastı ile hareket edip etmediğine bakılmaz.[15]Marka olarak tescili istenen işaretin mal veya hizmetin niteliği, kalitesi itibariyle yanıltıcı olması mümkündür. Markanın, mal ya da hizmetin niteliği, kalitesi itibariyle yanıltıcı olup olmayacağı tescil başvurusuyla birlikte verilen ve markanın kullanılacağı malları (ya da hizmetleri ) gösteren liste KHK’deki muhtelif maddelerden dikkate alınarak belirlenir. TPE, tescili istenen markanın yanıltıcı olmaması için gereğince, bu listede düzenleme yapabilir. Bu çerçevede TPE markanın ifade ettiği niteliklere sahip olmayan malları, listeden çıkarabilir.

Markanın malın niteliği konusunda yanıltıcı olmasına örnek olarak, malt maddesi içermeyen ürünler için tescil ettirilmek istenen” DIAMALT’’ gösterilebilir.[16]Danışmanlık ve aracılık hizmetleri için alınan “EUROCONSULT” şeklindeki markanın yanıltıcı sayılmaması da, marka sahibinin Avrupa çapında faaliyet göstermesine bağlıdır.[17]Buna karşılık plastikten üretilen çanta, bavul üzerinde “plastik deri” (Plasticleder) sözcüğünün yer alması ise, yanıltıcı sayılmamıştır.[18]İsviçre Federal Mahkemesi’ne göre hemen hemen herkes plastik kelimesinin suni bir maddeyi çağrıştırdığını bilir ve bu yüzden bu marka/işareti kullanmak yanıltıcı değildir.[19]

Marka mal ya da hizmetin üretim yeri, coğrafi kaynağı konusunda da aldatıcı olabilir. Zira bir malın sürümünün artmasında, onun, coğrafi kaynağının da büyük rolü olduğu bilinen bir gerçektir. Örneğin, alıcılar belirli bir yerin peynirinin daha lezzetli ya da yabancı menşeli elektronik cihazların daha dayanıklı olduğunu düşünebilirler. Bu itibarla, markada, malın coğrafi kaynağı konusunda yanlış anlamalara neden olabilecek işaretlere yer verilmemelidir. Örneğin Türkiye’de üretilen parfümlerde Eyfel kulesinin resminin; votkalarda Kiril harflerinin marka olarak kullanılması mümkün olmamalıdır. Amerikan tütünüyle Amerika’da üretilmemiş olan sigaralar için “LA GUARDIA” isminin marka olarak tesciline izin verilmemiştir. Ancak gelişen ve değişen dünya şartlarında Türkiye’de yabancı sözcüklerin marka olarak tescil edilebileceği söylenebilir mi? Özsunay, “Gelişmekte olan Türk dış satımı, rekabet nedeniyle bazı yabancı sözcüklerin de marka olarak tescil ettirilmesi gereksinimi içindeydi. İşte KHK’nin muhtelif maddeleri marka tescilinde ret için mutlak nedenler içine bu yasakları almamak suretiyle yabancı sözcüklerin de, marka olarak tescil ettirilebilmesi olanağını sağlamış oluyordu.” demektedir.

Sonuç olarak markayı/işareti oluşturan herhangi bir etmenin alıcıda algı yanılgısına sebep vermesi 556 sayılı KHK’nin 7. maddesine göre mutlak ret nedenidir.

1.4. Tasviri İşaretler

Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar da tescil olunamaz. Çünkü bu işaretler kimsenin tekeline bırakılamaz, herkese açık olmaları gerekir.

Kanundaki esas unsurdan kastın ne olduğu açık değildir. Burada da marka bütüncül bir bakış açısıyla irdelenmeli ve tüketici nezdinde genel izlenimin oluşmasını sağlayan ayırt edici unsur dikkate alınmalıdır. Nitekim Yargıtay “Computer Bild” kararında[20]Bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.” diyerek “Computer Bild+Şekil” markasında cins isim “computer” sözcüğünün büyük ve kalın yazılmasına asıl unsur olma sonucunu bağlayan TPE kararını iptal etmiştir. Çünkü olayda “computer sözcüğü asıl unsur olmaktan çıkmış, özel ve özgün renk ve şekil kompozisyonu içinde genel markanın bir parçası” olmuştur.

Son yıllarda yabancı menşeli kelimelerin günlük hayatımıza çokça girdiği görüldüğü gibi marka tesciline konu edilmeleri de sıklaşmıştır. Bu kelimelerin ayırt edici işaret mi yoksa eşyanın cinsini belirten bir kelime mi oldukları Türkiye’de yaygın olarak bilinip bilinmemelerine bağlıdır. Örneğin, “lux”, “ekstra”, “pretty” gibi eşyanın özelliklerine ilişkin olan ve Türkiye’de yaygın şekilde bilinen yabancı sözcüklerin marka olarak alınamamaları gerekir[21]. Yargıtay “Pınar Labne” kararında[22]“ “labne” sözcüğünün özellikle Ortadoğu ülkelerinde çok bilinen iştah açıcı aperatif olarak tüketilen yoğurtlu bir peynir cinsi olduğunu, cins ve çeşit belirten bu kelimenin bir kişinin inhisarına bırakılamayacağını hükme bağlamıştır. Buna karşılık ülkemizle yakın irtibat halinde bulunmayan bir yabancı ülkede veya ülkemiz insanınca yaygın bilinmeyen bir yabancı dilde tasviri işaret kabul edilen bir kelimenin Türkiye’de marka olarak tesciline bir engel bulunmamaktadır. Örneğin, Avustralya’da yaşayan vahşi bir köpek cinsi olan “DINGO” ibaresinin köpek mamaları için hizmet markası olarak tescilinde bir engel bulunmamalıdır[23].

Bu hususta önemli bir karar da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20 Aralık 2000 tarih ve E.1804/K.1814 sayılı “INTERACTIVE” kararıdır. Bu kararda HGK “tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcükler ilavesi ile ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebilmesinin, yasal düzenlemenin amacına daha uygun olacağı sonucunu varılmıştır.” demiştir. Ancak bu yaklaşım doktrinde haklı olarak eleştirilmektedir. Çünkü cins belirten söz konusu “interactive” kelimesinin “reklamcılık, pazarlama, tanıtım, iletişim” gibi sözcüklerle birlikte kullanılması onun cins niteliğini değiştirmez. Örneğin “Sabun Pazarlama” ne kadar ayırt edici değilse “Interactive Tanıtım” da o kadar tanıtıcı değildir[24]. Böyle bir söz gurubunun esas unsuru da “interactive” kelimesi olacağından marka tescilinin reddi gerekir. Nitekim karşı oy yazısı da bu yöndedir.

İsviçre Federal Mahkemesi “Yeni Rakı” kararında ise “rakı” kelimesini tasviri nitelikte “yeni” sıfatını ise genel ve ayırt edici etkiden yoksun bularak ibarenin marka olarak tescil edilemeyeceği sonucuna varmıştır[25].

ATAD, “Baby Dry” kararında ATBM’nin bütün çocuk bezlerinin emicilik fonksiyonun bulunduğunu ve dolayısıyla asıl amacın bebekleri kuru tutmak olduğu, “Baby Dry” ifadesinin ise çocuk bezlerinin karakteristik özelliğini gösterdiği ve tüketicinin malumunu ilanda öteye gitmediği gerekçeleriyle vardığı kararını bozmuştur. ATAD’a göre her ne kadar iki sözcük de tasvir edici nitelikte olsa da bir araya getiriliş tarzlarının alışılmışın dışındaki yapısının bir dil buluşu (une invention lexicale[26]) teşkil etmesi nedeniyle ayırt edici nitelik oluşmuştur.

Maruf olan, bölge, şehir veya yer isimleri markada ancak yardımcı unsur olarak kullanılabilirler. Örneğin, “Restaurant İstanbul”, “Malatya Pazarları”, “Ege Simit” gibi.

Bir marka başvuru tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mal ve hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış ise, artık tasviri işaretlerden olduğu gerekçesi ile tescili reddedilemez (MarkaKHK md.7/II). Bu hükmün uygulanabilmesi için belli bir mal ya da hizmetle ilgili olarak yoğun bir reklam kampanyası eşliğinde uzun süre kullanılmış ve bunun sonucunda en azından o malla ilgili çevrelerde bu işaretin, belli bir işletme markası olarak algılanmaya başlanmış olması gerekir[27].

Sonuçta Yargıtay da dâhil, İsviçre, Almanya ve Fransa gibi çeşitli ülkelerin yüksek mahkemeleri, tatmin edici bir ölçü göstermek yerine somut olaya bağlı kararlar vermişlerdir. Bu kararlara dayanarak bir öğreti saptamaya imkân yoktur. Ancak, bir mal veya hizmeti doğrudan doğruya çağrıştırıp akla getirmeyen, ancak telmihte bulunan kelimeleri yasaklamamak gerekir[28].

1.5. Dini Değerleri ve Sembolleri İçeren Markalar

Dini değerleri ve sembolleri içeren markaların tescil edilmeleri yasaktır. Bu işaretlerin tescili, bu işaretlerin tahkir edilmesi suretiyle toplumun rencide edilmesi yahut bu işaretler kullanılarak toplumun dini duygularının sömürülmesinin önüne geçilmesi amacıyla yasaklanmıştır. Örneğin: Hz. Muhammed, Hz. İsa, Tanrı, Allah, İncil kelimeleri ile halifelerden veya herhangi bir dini liderlerden birinin veya Kâbe, kilise, cami resmi yahut isminin mal veya hizmetler için kullanılması halkın dini inançlarının tahkir edici veya sömürücü nitelik taşır.[29]

1.6. Kamu Düzenine ve Genel Ahlaka Aykırı Markalar

Marka olarak seçilecek işaretin, ibarelerin kamu düzeni ve genel ahlaka aykırılık oluşturmaması gerekmektedir (MarkaKHK md.7/I-k).

Yargıtay bir kararında[30]şunları ifade etmektedir. “Bir markanın kamu düzenine ve genel ahlaka aykırılığı o markanın unsurlarını teşkil eden sözcükler, şekiller, harfler, sayılar ile işaretlerle bunların yarattıkları imaj ve verdikleri mesajlarda ortaya çıkar ve aykırılık bunlarda aranır. Bir markanın diğerine benzerliği, tescille ortaya çıkacak bir hak ihlali kamu düzeni ile ilgili olamaz. Örnek olarak, suça teşvik edici, insan haklarına, demokratik düzene aykırılık, bölücülük içeren unsurları taşıyan markalar kamu düzenine, aile nizamı ve yerleşik örf ve adetlere aykırı unsur taşıyan markalar da genel ahlaka aykırı markalar sayılır.”

Aynı kararda bir başkasının telif hakkına tecavüz teşkil edebilecek marka başvurusu, kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı da ifade edilmektedir. Öyleyse kamu düzenine ve genel ahlaka aykırılığın, işaretin kendisinden kaynaklanması gerektiği, tescili için başvuran kişinin amacına veya tescil sonucu ortaya çıkabilecek hukuki ihlallere ilişkin olmadığı sonucu çıkarılabilir.

Kamu düzeninin tesisine aykırılık teşkil edecek nitelikte toplumu itaatsizliğe itecek işaretler, toplum sağlığını tehlikeye düşürecek zararlı alışkanlıkları ve maddeleri özendirecek işaretler[31]ile toplumun ahlaki manada önem verdiği değerleri zedeleyebilecek işaretler MarkaKHK md.7/I-k kapsamında mutlak ret engeline takılırlar[32]. Örneğin, Danıştay bundan önceki 551 sayılı Markalar Kanunu döneminde verdiği bir kararında “Millet” sözcüğünün temizlik malzemeleri için “Mebusan” sözcüğünün ise şarap için marka olarak tesciline izin vermemiştir[33].

1.7. Halka Mal Olmuş Amblem, Nişanları İçeren Markalar

Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. maddesi kapsamı dışında kalmakla birlikte kamuyu ilgilendiren, tarihi, kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği diğer armalar, amblemler veya nişanları içeren markaların da tescili yasaktır. Örneğin Atatürk Orman Çiftliği’nin ismi ya da amblemi, yetkili merciden izin alınmadıkça, marka olarak tescil ettirilemez.[34]

1.8. Devlet veya Uluslararası Organizasyonlara Ait İşaretleri İçerenMarkalar

Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. Maddesinde düzenlenmiş birlik ülkelerine ve bunların üyesi oldukları milletlerarası kuruluşlara ait işaretler marka olarak tescil edilemez. Paris Sözleşmesi’ne yollama yapılan bu hükme göre devletler tarafından kabul edilmiş resmi kontrol ve teminat, işaret ve damgalarının ayrıca diğer armacılık sanatı açısından her çeşit taklitlerin yetkili makamlarının izni alınmadan marka olarak tescilini ret veya iptal etme konusunda üye devletler anlaşmışlardır. Dolayısıyla Paris Sözleşmesi’ne taraf devletlerden birinin arma veya bayrağının benzeri de marka olarak tescil edilemez[35]ve ayrıca Paris Sözleşmesince kabul edilen uluslararası organizasyonlara ait işaretleri içeren markalar kullanılamaz. Paris Sözleşmesinin muhtelif hükümlerinin uygulanabilmesi için üye devletler, korunmasını arzuladıkları hükümranlık belirtileri, resmi kontrol ve garanti işaretleriyle damgaların listesini diğer devletlere duyurulması için Uluslararası Büro’ya bildireceklerdir. Örneğin Guatemala bayrağı, Cumhurbaşkanlığı Arması, TSE, TÜV, NATO, OPEC, eski imparatorlukların hükümranlık belirten her türlü armaları…

Yargıtay UNO davasında, UNO ibaresinin Birleşmiş Milletler Örgütü’nün İngilizce yazılışının kısaltması olarak WIPO tarafından koruma altına alınmış işaret ve adlandırmalardan olduğu gerekçesiyle, başvurunun reddini terinde görmüştür.[36]

1.9. Tanınmış Markalar

Tanınmış markalar aynı/benzer mal veya hizmetlerde kullanıldıkları takdirde mutlak ret sebebi oluşur. Bu husus TPE tarafından nazara alınmalıdır. Ancak alınmazsa, markanın tescil tarihinden itibaren asgari beş yıl içinde markanın terkini talep edilebilir. Kötü niyetli tescillerin terkininde ise süre sınırlaması yoktur.

KHK md.7/I-ı hükmü Paris Sözleşmesi 1.mükerrer 6.maddesine atıf yapmaktadır. Bu madde birlik üyesi bir ülkede usulüne uygun tescil edilmiş “herkesçe bilinen markaların birlik kapsamında, müracaat halinde korunacağını öngörmektedir. Yani sözleşme kapsamındaki tanınmış markalar diğerler markalardan farklı olarak Türkiye’de tescilli bulunmasalar dahi korunabileceklerdir. Bu durum Türk marka hukukunda tescille koruma ilkesinin istisnasını oluşturmaktadır.

Tanınmış markanın ne olduğu hususunda gerek doktrinde gerek yargı kararlarında gerekse de uluslararası plandaki ilgili metinlerde bir birlik sağlandığı, ortak bir tanıma ulaşıldığı söylenemez. Öte yandan bir terim kargaşasının yaşandığı da görülmektedir. Ancak bu çalışmada belirli ve sınırlı bir bölgede tanınmış markalar için “maruf marka”, ülkesel çapta tanınmışlığa ulaşmış, geniş halk kitleleri tarafından bilinen markalar için “tanınmış marka (umumen malum marka)” ibareleri kullanılacaktır.

Arkan; tanınmış markayı “Reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş, sadece o markayı taşıyan mal veya hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında da, o mal veya hizmetle ilişkisi olmayan kişilerce de bilinen”marka olarak tanımlamaktadır[37].

Poroy / Yasaman’ın tanımı aynen şu şekildedir[38]:

Markanın ilgili tacirler ya da malın alıcıları değil, bu mal ile ilgisi olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedilebilir. Tanınmış marka, maruf marka karşısında daha kapsamlı, ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkar. Bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için, markanın konulduğu mamulün birdenbire düşünmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan, refleks halinde düşünülmesi gerekir. Genellikle tüketicinin zihninde fikir uyandıran marka tanınmışlık derecesine ulaşmış demektir. Örneğin “Murat” Türkiye’de, “Mercedes” bütün dünyada otomobil markası ifade eder.”

Nomer, İsviçre Federal Mahkemesi’nin 24 Mart 1998 tarihli “Nike” markası ile ilgili kararı ve İsviçre Markalar Kanunu’nun gerekçesi ile beraber, tanınmış markanın şu özelliklerini saymıştır[39]:

  1. Markanın üstün bir ticari değere sahip olması
  2. Markanın sahip olduğu reklam gücünün sadece kendi geleneksel mal ve hizmetlerin değil, başka mal ve hizmetlerin pazarlanmasına da elverişli olması
  • Markanın sadece kendi mal ve hizmetlerinin alıcıları tarafından değil, bunlar dışında da geniş bir halk kitlesi tarafından da tanınması
  1. Markanın aynısının piyasada kullanılmıyor olması

WIPO’nun kriterleri ise şunlardır:

  1. Markanın ilgili sektörde halk tarafından bilinme derecesi
  2. Markanın kullanımında geçen süre
  • Markanın kullanıldığı coğrafi alan genişliği
  1. Yapılan tanıtımların halk tarafından bilinirlik derecesi ve bu reklam ya da tanıtımların ulaştığı coğrafi alan genişliği
  2. Markanın tescilli olarak kullanımında geçen süre
  3. Markanın rakipler tarafından bilinme derecesi ve rekabetteki yeri
  • Markaya bağlı değerler

Yargıtay’a göre ise tanınmış marka “bir kişi veya teşebbüse sıkı bir şekilde bağlı; garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren; müşteri, akraba, dost ve düşman ayrımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır.”[40]

Paris Anlaşması anlamında “tanınmış marka” anlaşılması gereken şeyin tespit de gerekir. Tekinalp’e göre “bir ülkenin bir ya da birkaç yöresinde tutunmuş markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurtiçi ve yurtdışında ilgili çevrelerce bilinen, ekonomik değeri yüksek ve Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınaî işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar anlaşılmalıdır.”Ayrıca markanın koruma talep edilen ülkede pazarlanması satılması, üretilmesi şart değildir[41].

Yasaman, Paris Anlaşması’nın uygulanmasında, “tanınmış marka” statüsünün kazanılması bakımından, koruma talep edilen ülke sınırları içerisinde, o malla ilgili çevrenin söz konusu markayı tanımasının yeterli olacağını kabul etmek gerektiği görüşündedir[42].

İsviçre Federal Mahkemesi bir adım daha ileri giderek “Yeni Rakı” kararında markanın tescil edildiği ülkede tanınmış olması halinde, koruma istenilen ülkede tanınmasına gerek olmadığı görüşüne varmıştır.

1.10. Marka Olarak Tescile Şekli Anlamda Elverişli Bulunmayan İşaretler

Bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için öncelikle şekli anlamda marka olmaya elverişli bulunması gereklidir. Şekli anlamda elverişliliğin kapsamı KHK m.5 ile belirlenmiş olup, bunların gerçekleşip gerçekleşmediği Türk Patent Enstitüsü tarafından yapılacak incelemenin ilk aşamasında re’sen nazara alınacaktır. Buna göre, kişi adları dâhil, özellikle sözcükler, iki veya üç boyutlu şekiller, harfler, renkler, malların veya ambalajlarının biçimi, sesler ve kokular gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret marka olarak tescil edilebilir. Bu nitelikte olmayanlar ise TPE tarafından reddedilecektir.

1.11. Meslek ve Sanat Adları

Ticaret alanında herkesçe kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret gurubu mensuplarını ayırt etmeye yarayan işaret ve adlar marka olarak tescil edilemezler. Pergel, gönye, cetvelin mühendislik, arının balcılık ve dişli çarkın sanayi alanında, markanın kendisi veya esaslı unsuru olarak alınması kural olarak mümkün değildir[43]. Kullanma ile ayırt edicilik kazanma istisnası aşağıda ele alınacaktır. Örneğin; sarraf, banka, kırtasiye, bakkal ve kasap ibareleri, bu konularla iştigal eden herkes tarafından kullanılabileceğinden, esas unsur olarak tescil ve kimsenin inhisarına terk edilemez. Yargıtay, “Pet Hospital” davasında, bu markanın “Pet” ve “Hospital” sözcüklerinden oluştuğunu ve bu ibarenin İngilizce “Süs Hayvanları Hastanesi” anlamına geldiğini; bu haliyle bir meslek, sanat ve ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan deyimlerden olduğunu; herhangi bir kişinin inhisarına bırakılamayacağını ve herkes tarafından kullanılabileceğini hükme bağlamıştır.[44]

1.12. Malın Şeklini veya Mala Asli Değerini Veren Şekli İçeren İşaretler

“Malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan şeklini veya bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan, kendine malın şeklini veya mala asli değerini veren şekli içeren işaretler tescil edilemez.”

Hükmün lafzından, ilgili maddenin uygulama alanının şekillerle sınırlı olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

7/1(e) maddesinde belirtilen unsurlar üç ana kısımdan oluşmaktadır:

  1. Malın kendi özgün ve doğal yapısından ortaya çıkan şekiller: Buna örnek olarak bir futbol topunun veya araba lastiğinin şekli verilebilir. Futbol topunun küre şeklinde olması, araba lastiğinin dairesel şekilde olması, topun ve lastiğin doğası gereğidir.
  2. Teknik bir sonucu elde etmek için zorunlu olan şekiller: Buna örnek olarak üç döner başlı elektrikli tıraş makinesi veya dürbün şekli verilebilir.
  • Mala asli değerini veren şekiller: Örnek olarak pırlantanın kendine has şekli verilebilir.

Bu madde hükmü ile teknik çözümler veya bir ürünün işlevsel özellikleri üzerinde tekel hakkı kurulmasını engellemektedir. Temel özellikleri bir teknik işlevin yerine getirilmesi olan veya o işlevi yerine getirmek amacıyla seçilen şekiller herkes tarafından kullanılabilir olmalıdır. Bu nedenle 7/1(e) maddesinin kapsamı kamu yararı ile ilişkilidir. Bir ürünün şekli (başvuruya konu edilen şekil) temel nitelikleri itibariyle sadece teknik bir sonucu elde etmek için tasarlanmışsa, aynı teknik sonuca diğer şekillerle ulaşılabilse dahi, bu durum ilgili şeklin 7/1(e) maddesi kapsamında değerlendirilmesine engel olmaz.[45]

1.13. Malın Doğal Yapısından ve Teknik Zorunluluktan Doğan İşaretler

Bir malın özgün yapısı gereği ortaya çıkan şekiller veya o malın teknik olarak zorunlu şekilleri marka olarak tescil edilemez. Çünkü bu şekiller bir kişinin tekeline bırakılamaz. Ancak markada yardımcı unsur olarak bulunmalarında bir sakınca yoktur. Örnek olarak ütü, futbol topu, kâğıt atacı, çamaşır mandalı, tıraş bıçağı, yastık, bıçak, çakı gösterilebilir. Ütü örneği ele alınacak olursa, kumaşın ütülenebilmesi için, baskı yapan kaygan bir düzleme gereklilik vardır. Bu gereklilik de ütünün kaçınılmaz şeklini ortaya çıkarmıştır[46].

Bir Hollanda Mahkemesi, çocukların popüler oyuncağı “Lego”nun bilinen şeklinin, malın özgün yapısından oluşmadığına karar vermiştir. Çünkü oyuncak bina sistemi meydana getirmek için başkaca şekiller de mevcuttur[47].

Malın doğal yapısı ile ilgili olarak kokusu, rengi veya onu meydana getiren alaşımları da marka olarak alınamaz[48]. Örneğin, koku bir parfümün esas yapısı olduğundan, parfümler için marka olarak alınamazken, bir plak ya da telefon kartı için marka olabilir[49]

1.14.Konuyla İlgili Yargıtay Kararı

 

  1. Hukuk Dairesi E.2002/5352 K.2002/10729
  • Marka Tescil İsteminin Reddi
  • Marka Tescili
  • Markanın Ayırt Edicilik Özelliği
  • Markanın Uzun Süre Kullanımı
  • 556 S. Markaların Korunması Hakkında KHK… [ Madde 7 ]
  • 556 S. Markaların Korunması Hakkında KHK… [ Madde 11 ]

 

İçtihat Metni

Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.03.2002 tarih ve 2001/238-2002/81 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili tarafından “FLORİST” ibaresinin marka olarak tescili taleplerinin davalı idarece reddedildiğini, bu karara karşı süresinde yaptıkları itirazın da reddedildiğini, anılan ibarenin 1993 yılından beri düzenli bir şekilde fuar organizasyonlarında kullanıldığını ve ayırt edici nitelik kazandığını ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 21.02.2001 tarih ve M-272 sayılı kararının iptalini ve “FLORİST” ibaresinin müvekkili adına marka olarak tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, “FLORİST” ibaresinin marka olarak üzerinde kullanılacağı hizmetlerin cinsini, çeşidini, vasfını, kalitesini, amacını, niteliklerini belirten işaret ve adlandırmalardan olduğu için, başvurunun 556 sayılı KHK. 7/c maddesi uyarınca reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının “FLORİST” ibaresinin fuar organizasyonu ve fuarcılık hizmetleri ile ticari veya reklam amaçlı sergilerin organizasyonu alanında, hizmet markası olarak tescil ettirmek istediği, bu ibarenin fuarcılık hizmetleri bakımından bir meslek grubunu ifade etmediği, çiçekçi anlamına gelen bu ibare ile fuar hizmeti arasında doğrudan bir anlam bağlantısı bulunmadığı, anılan ibarenin yabancı dilde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı idarenin 21.02.2001 tarih ve M-272 sayılı kararının iptaline, tescil işlemi, idari bir işlem olduğundan davacının bu isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının hizmet markası olarak tescilini talep ettiği FLORİST ibaresinin davalı kurumca reddi üzerine, ikame ettiği bu kararın iptali ve tescil istemine ilişkin bulunmaktadır.

Davacı başvurusunda markanın çeşidini hizmet markası olarak belirtmiş olup, hizmetin sınıf ve tanımı Fuar Organizasyonu ve fuarcılık hizmetleri Ticari ve reklam amaçlı sergilerin organizasyonudur. Davacının beyanları ve dilekçeye ekli olarak ibraz ettiği belge, broşür ve kitapçıklardan, hizmetin bahçe kültürleri ve özellikle çiçekçilik ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır.

Davacı başvurusu TPE tarafından 556 sayılı KHK.nun 7/1-c bendi gereğince reddedilmiş, yapılan itiraz üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’da aynı gerekçe ile davacı itirazını reddetmiştir. Davacı gerek itirazlarında ve gerekse itirazların reddi üzerine ikame ettiği bu davada 7/1-c ye dayalı ret sebebinin geçersizliğini iddia etmemiş, Tescilini istediği ibarenin yoğun bir reklam kampanyası eşliğinde uzun süre kullanılması sonucunda ayırt edici-maruf hale geldiğini ve bu yüzden 556 sayılı KHK’nin 7/11 maddesi gereğince tescili başvurusunun reddedilemeyeceği kabulü gerektiği nedenine dayanmıştır. TPE’nin ret kararlarında bu itiraz karşılanmadığı gibi mahkemece inceleme, daha ziyade anılan yasanın 7/11. maddesi yerine 7/c ve d. Maddeleri üzerinde yoğunlaştırılmıştır.

Bahçe kültürü, sera ve çiçekçilik alanında yapılacak sergi ve organizasyonlarını konu alacak bir hizmet için, Türkçe’de çiçekçi anlamına gelen ve ilgili çevrelerce bilinip kullanılan Florist yabancı sözcüğünün marka olarak tescili istemi, bu kelimenin hem hizmetin cinsini, hem de hizmete ait bir meslek grubunun adını içermesi nedeni ile 556 sayılı KHK’nin 7/1-c ve d. Maddelerine aykırılığı açıktır. Ne var ki davacı itiraz ve davasını esas olarak 556 sayılı KHK’nin 7/11. maddesine dayandırılmış bulunmaktadır. Bu madde

“Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise (b),(c), (d) bentlerine göre tescil reddedilemez”

 hükmünü içermekte olup davacı bu uğurda bir kısım delil ve belge ibraz etmiştir. Bilirkişi mütalaasında ve onu benimseyen mahkeme kararında bu iddiada incelenmiş ise de, ne hukukçu bilirkişinin sıfatı nede verdiği rapor hükme yeterli bulunmamaktadır. Zira “kullanım neticesi ayırt edici nitelik kazanma olgusu” yerleşik içtihatlara göre o mal veya hizmetle ilgili alıcı-satıcı (hizmet alıp-veren) çevrelerde oluşup algılanmalıdır. Bilirkişi kurulunda bu çevre veya çevre ile ilgili kişilerde bulundurulup, görüşleri alınmalıdır.

Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan ilkeler de göz önünde bulundurularak, ilgili hizmet çevresi ve meslekten kimselerinde içerisinde bulunacakları yeni bilirkişi kurulu oluşturmak alınacak rapor sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu bakımdan yetersiz bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulması doğru görülmeyerek davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararının bozulmasına karar verilmek gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

******************

 

2.SONUÇ

Özetleyecek olursak, yukarıda incelendiği üzere:

İşletmelerin mal/hizmetlerini diğer işletmelerinkinden ayırt etmek için
kullandıkları işaretlerin, toplum menfaatleriyle ters düşmemek kaydıyla kullanılmasının ve bu şekilde gelişen ekonomiye ayak uydurmanın daha sağlıklı bir sonuç doğuracağı düşüncesiyle çalışmamızda bu işaretleri mutlak ret nedenleri yönünden incelemeye çalıştık.

Mutlak ret nedenlerinin ayrıntılı bir biçimde incelendiği bu çalışmamızda gerek
ulusal gerekse uluslararası marka mevzuatındaki güncellemeler ve değişikler ışığında
konularımızla ilgili Yargıtay kararlarına da değinerek mutlak ret nedenlerini anlattık.
Ulusal açıdan marka mevzuatında bir kısım değişiklikler yapılmışsa da bu konuda
ki düzenlemelerle ulaşılmak istenen amaç, uluslararası anlaşma ve ölçütleri yakalayan
bir marka mevzuatına sahip olan bir ülke haline gelinmek ise de, çalışmamızın tamamı
incelendiğinde de görülecektir ki, hedeflenen amaca ulaşılamamış ve özensiz hazırlanan bu kanunlar birçok sorunu da beraberlerinde getirmiştir. Çalışmamızı yaparken gözümüze çarpan KOMAGENE ÇİĞ KÖFTE firmasında olduğu gibi… Aslında KOMAGENE isminin bir devlet adı olduğu halde marka adı olarak kullanılması mevzuat açısından ve bizce etik değildir[50]. Mevzuatta yer alan eksiklikler ve bizce yanlış olan düzenlemelere de değinerek yapmış olduğumuz çalışmamızda Yargıtay kararlarına da başvurarak uygulamada yani ticari hayatta konumuzla ilgili sıkıntılara değinerek doktrindeki tartışmalara da yer vererek bizce olması gereken yahut da değiştirilmesi gereken düzenlemelere de yer vermeye çalıştık.

3.KISALTMALAR

a.g.e.                            : adı geçen eser

ATAD                          : Avrupa Topluluğu Adalet Divanı

ATBM                         : Avrupa Topluluğu Bidayet Mahkemesi

bkz.                              : bakınız

  1. : cilt
  1. esas no
  1. : Hukuk Dairesi

HGK.                           : Hukuk Genel Kurulu

  1. : karar no

MarKHK                   : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname (Bazı Yargıtay kararlarında KHK olarak kısaltılmıştır.)

Md.                              : madde

  1. : numara
  1. : sayfa
  1. : tarih
  1. : ve devamı

 

WIPO                          : World Intellectual Property Organisation (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü)

 4. KAYNAKÇA

Kitaplar:

ARKAN, Sabih;Marka Hukuku, Cilt 1, Ankara, 1999

BAINBRIDGE I David, Intellectual Proper, Second Edition, Pitman Publishing, London, 1994

CAMCI, Ömer;Marka Davaları, İstanbul, 1999

-DURAL, Ali;Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Tanınmış Markalara İlişkin 8.6.200 tarihli Kararı Hakkında Düşünceler, GSÜHFD, S.1, Oğuzman Armağanı, İstanbul, 2002

-FOSTER, Frank / SHOOK, Robert L.;Patents, Copyrights and Trademarks, Second Edition, USA, 1993

-GÖLE, Celal;Aldatıcı Reklamlara Karşı Tüketicinin Korunması, Ankara, 1983

GÜRSOY, Serkan;Marka Tescilinde Mutlak Ret Nedenleri, Yüksek Lisans Tezi, Konya, 2005

 HOLYOAK, / TORREMANS, Paul; Holyoak & Torremans Intellectual Property Law, Seventh Edition, Oxford University Press, 2013

 HUMBLOT, Etude du Droit des Marques au Regard de le Linguistique, Thèse, Montpellier

KARAHAN, Sami;Fikri Mülkiyet Hukukunun Esasları, Ankara, 2009

KARAHAN, Sami;Marka Hukukunda Hükümsüzlük Davaları, Konya, 2002

NOMER, Füsun;Tanınmış Marka: Nike, Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu’na 65.Yaş Günü Armağanı, İstanbul, 2001

NOYAN, Erdal;Marka Hukuku, Ankara, 2003

POROY, Reha / YASAMAN, Hamdi;Ticari İşletme Hukuku

TEKİNALP, Ünal;Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 2002

 TEKİNAY, Selahattin Sulhi;Esas Unsurları Dolayısıyle Koruma Dışı Bırakılan Markalar, Karayalçın 65. Yaş Armağanı, Ankara, 1990

 YARGITAY; 11. Hukuk Dairesi

 YARGITAY; Hukuk Genel Kurulu

YASAMAN, Hamdi;Marka Hukuku, İstanbul, 2004

 YOSMAOĞLU, Nevzat;Dünyada ve Türkiye’de Patentler-Know-Howlar-Markalar, Açıklamalı-Uygulamalı, Ankara, 1978

 

İnternet Siteleri:

 

www.etkinpatent.com/marka-tescil-kilavuzu

 www.hukukmarket.com

 www.kazanci.com.tr

 

[1]YOSMAOĞLU, Nevzat, Dünyada ve Türkiye’de Patentler-Know-Howlar-Markalar, Açıklamalı-Uygulamalı, S110, Ankara, 1978

[2]BAINBRIDGE I David, Intellectual Proper, Second Edition, Pitman Publishing, London, 1994

[3]HOLYOAK/TORREMANS, 293; BAINBRIDGE, 395

[4]Yargıtay 11.HD. 29.04.1999, E.5790/K.9590

[5]Yargıtay 11.HD. 29.04.1999, E.5790/K.9590

[6]ARKAN, Sabih, Marka Hukuku, C.1, S.73, Ankara, 1997

[7]KARAHAN, Sami, FMH Esasları, 3.Baskı, S.163, Ankara, 2013

[8]KARAHAN, age, S.164

[9]Yargıtay HGK.07.06.2006, E.11-338/K.338; www.kazanci.com.tr

[10]Yargıtay 11.HD. T.10.03.1997, E.8650/K.1586 (www.kazanci.com.tr)

[11]ATAD, T.06.05.2003, Case C-104-1

[12]Yargıtay 11.HD. T.03.12.1998, E.9198/K.8485 (www.kazanci.com.tr)

[13]Yargıtay 11.HD. T.13.12.2001, E.7583/K.9840 (NOYAN, Erdal; Marka Hukuku, Ankara, 2003, s.128-129)

[14]Yargıtay 11.HD. T.17.03.2003, E.10068/K.2475

[15]Giefers, S.80, Nr.122; David, Art.2, Nr.51.

[16]TEKİNAY, S.71

[17]BERLİT, S.47, Nr.117

[18]BGE, 87/2, S.348

[19]ARKAN, Marka Hukuku C.1,S.87 Ankara,1997

[20]Yargıtay 11.HD. T.01.12.2000, E.7590/K.9528 (www.kazanci.com.tr)

[21]ARKAN; Marka Hukuku, Cilt 1, Ankara, 1997, s.81

[22]Yargıtay 11.HD. T.20.09.2001, E.4623/K.6954 (www.kazanci.com.tr)

[23]KARAHAN, Fikri Mülkiyet Hukukunun Esasları, Ankara, 2009, s. 150

[24]  YASAMAN, s.235

[25]ARKAN, a.g.e., s.80

[26]YASAMAN, s.238 aktarımıyla; HUMBLOT, Etude du Droit des Marques au Regard de le Linguistique, Thèse, Montpellier, 2000, s.63; ayrıca kararla ilgili yorum için bkz. HUMBLOT; Les Grands Arrêts de le Propriété Intellectuelle, Dalloz, Paris, 2004, s.365 vd.

[27]KARAHAN, a.g.e., S.150

[28]TEKİNALP, S.26, n.17

[29]KARAHAN a.g.e., S.172

[30]Yargıtay 11.HD. T.08.02.2000, E.7314/K.1195 (www.kazanci.com.tr)

[31]YASAMAN, s.276’dan naklen Paris Cour D’Appel’i ise 07.05.1979’da verdiği bir kararında afyon ibaresinin parfüm markası olarak tescilinde kamu düzenine aykırılık görmemiştir. Oysa uyuşturucu madde adları ve onları anımsatan ibarelerin marka olarak tescili kamu düzeni ve ahlaka aykırı sayılmalıdır.

[32]TEKİNALP, S.25, n.35

[33]ARKAN, S.91

[34]ARKAN, S.91

[35]Ancak kendi devletlerinin amblemlerini, işaret ve damgalarını kullanma yetkisine sahip olan vatandaşlar, bu işaretlerle başka bir ülkeninki arasında benzerlik bulunsa bile bunları kullanabilir.

[36]Yargıtay 11.HD,14.11.2000,E.6655/K.8946-Yayınlanmamıştır.

[37]ARKAN, Sabih; a.g.e., s.93

[38]POROY, Reha/YASAMAN, Hamdi; Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2010, s.459

[39]NOMER, Füsun; Tanınmış Marka: Nike, Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu’na 65.Yaş Günü Armağanı, İstanbul, 2001, s.502

[40]Yargıtay 11.HD. T.24.03.2003, E.10575/K.2752 (www.kazanci.com.tr)

[41]TEKİNALP, S.25, n.30

[42]YASAMAN, S.256

[43]TEKİNALP, S25, n.19

[44]Yargıtay 11.HD,07.02.2000,E.1999/9814,K.2000/829-Yayımlanmamıştır.

[45]http://www.etkinpatent.com/marka-tescil-kilavuzu/kendine-malin-seklini-veya-mala-asli-degerini-veren-sekli-iceren-isaretler-marka-basvurulari

[46]TEKİNALP, Ünal; a.g.e., s.26, n.20

[47]CAMCI, Ömer; Marka Davaları, İstanbul, 1999, s.36

[48]YASAMAN, Hamdi; a.g.e., s.240

[49]ARKAN, Sabih,  a.g.e., s.86

[50]Komagene Krallığı, Antik Çağda, Orta Anadolu’nun güneyinde bir krallıktı. Batıda Kilikya ve kuzeyde Kapadokya ile çevriliydi. Doğu sınırını Fırat Nehri çiziyordu. Bugünkü Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş illerini kapsıyordu. Asur kaynaklarında Geç Hitit döneminde Kummuh olarak anılan Komagene Büyük İskender’den sonra Selevkosların egemenliğinde kaldı. Bulunduğu bölgenin Toros Dağlarındaki çeşitli yolların kavşak noktası olması Kommagene Krallığı’na, Roma ve Pers İmparatorluklarının arasında stratejik bir konum kazandırıyordu. Kommagene Krallığı Milattan Önce yaklaşık 162’de, çökmekte olan Selevkos İmparatorluğu’ndan ayrılarak bağımsız bir devlet oldu. Samosata (Samsat) bu küçük krallığın başkentiydi. Perslere karşı Romalıların gücünden ustaca yararlanan Komagene kralı I. Antiokhos döneminde (MÖ y. 69- MÖ y. 34) krallığın gücü doruğuna ulaştı. Antiokhos adını yaşatmak için Nemrut Dağı’nın tepesine anıtsal heykellerle süslü görkemli bir mezar tepesi yaptırdı. Ancak Kral I. Antiokhos, Romalı komutan Lucullus’a boyun eğmek zorunda kaldı. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kommagene_Krall%C4%B1%C4%9F%C4%B1)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir